türkçesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türkçesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Temmuz 2015 Pazartesi

Miss E – Hummingbird


People don’t sing about days that didn’t happen and
People don’t cry for tears that weren’t shed
Time doesn’t stop when you close eyes and our
Big ol’ clock will keep on ticking till it dies
İnsanlar hiç yaşanmamış günleri anlatmaz şarkılarında
Ve hiç dökülmemiş gözyaşlarına ağlamazlar
Gözlerini kapattığında durmaz zaman
Ve o koca saatlerimiz devam eder çalışmaya, ölene kadar


Can you hear the hum of the hummingbird?
Can you smell the breeze carrying leaves that it lured?
Can you cry for your mother and your father too?
Can you breathe until there’s no air left in you?
Duyabilir misiniz sinek kuşunun sesini?
Kokusunu alabilir misiniz meltemin, ardın da süzülürken cezbettiği yapraklar?
Hem anneniz hem babanız için ağlayabilir misiniz?
Nefes alabilir misiniz içinizde hiç nefes kalmayana kadar?


What if there were no wings on a butterfly and
What if we walked a thousand days
How long would it take if we all held hands and
How many miles could we go before our heads lay down
Ya kelebeklerin hiç kanadı olmasaydı
Ve yüzlerce gün boyu yürüseydik
Ne kadar zaman alırdı hepimizin el ele tutuşması
Ve başımızı bir yastığa koymadan ne kadar yol kat edebilirdik


Can you hear the hum of the hummingbird?
Can you smell the breeze carrying leaves that it lured?
Can you cry for your mother and your father too?
Can you breathe until there’s no air left in you?
Duyabilir misiniz sinekkuşunun sesini?
Kokusunu alabilir misiniz meltemin, ardında süzülürken cezbettiği yapraklar?
Hem anneniz hem babanız için ağlayabilir misiniz?
Nefes alabilir misiniz içinizde hiç hava kalmayana kadar?

Noone’s going home tonight without a heartache and the moonlight
Keep on moving on until there’s nothing to move to and we’re gone
Kimse kalbinde bir sızı, ve biraz ay ışığı olmadan dönmeyecek evine bu gece

Varacağımız bir yer kalmayana ve biz çoktan göçüp gitmiş olana kadar devam edelim yürümeye



                                                                                                                  SD

5 Mart 2015 Perşembe

Magic - Rude

Saturday morning jumped out of bed and put on my best suit
Got in my car and raced like a jet, all the way to you
Knocked on your door with heart in my hand
To ask you a question
'Cause I know that you're an old fashioned man yeah yeah
Cumartesi sabahı yataktan fırladım ve en güzel kıyafetlerimi giydim
Arabama atladım ve bir jet gibi kapına kadar geldim
Kapını çaldım kalbim ellerimde
Sana bir soru sormak için
Çünkü senin eski kafalı bir adam olduğunu biliyorum
'Can I have your daughter for the rest of my life? Say yes, say yes
'Cause I need to know
You say I'll never get your blessing till the day I die
Tough luck my friend but the answer is no!
Hayatımın sonuna kadar kızınla olabilir miyim? Evet de, evet de
Çünkü bilmem lazım
Bana ölünceye kadar senin iznini alamayacağımı söylüyorsun
Kötü kader arkadaşım ama cevabım hayır.

Why you gotta be so rude?
Don't you know I'm human too
Why you gotta be so rude
I'm gonna marry her anyway
Marry that girl
Marry her anyway
Marry that girl
Yeah no matter what you say
Marry that girl
And we'll be a family
Why you gotta be so rude

Neden bu kadar kaba olmak zorundasın?
Benim de insan olduğumu bilmiyor musun?
Neden bu kadar kaba olmak zorundasın?
Yine de kızınla evleneceğim!
Evlen onunla
Yine de kızınla evleneceğim
Evlen onunla
Evet, sen ne dersen de
Evlen onunla
Bir aile olacağız
Neden bu kadar kaba olmak zorundasın?
I hate to do this, you leave no choice
Can't live without her
Love me or hate me we will be boys
Standing at that alter
Or we will run away
To another galaxy you know
You know she's in love with me
She will go anywhere I go
Bunu yapmaktan nefret ediyorum ama bana başka yol bırakmadın
Onsuz yaşayamam
İster sev ister sevme
Biz alterde yan yana olacağız
Ya da başka bir galaksiye kaçarız
Biliyorsun kızın bana aşık
Nereye gidersem benimle gelir
Can I have your daughter for the rest of my life? Say yes, say yes
'Cause I need to know
You say I'll never get your blessing till the day I die
Tough luck my friend cause the answer's still no!
Hayatımın sonuna kadar kızınla olabilir miyim? Evet de, evet de
Çünkü bilmem lazım
Bana ölünceye kadar senin iznini alamayacağımı söylüyorsun
Kötü kader arkadaşım ama cevabım hala hayır.
Why you gotta be so rude?
Don't you know I'm human too
Why you gotta be so rude
I'm gonna marry her anyway
Marry that girl
Marry her anyway
Marry that girl
No matter what you say
Marry that girl
And we'll be a family
Why you gotta be so rude?
Neden bu kadar kaba olmak zorundasın?
Benim de insan olduğumu bilmiyor musun?
Neden bu kadar kaba olmak zorundasın?
Yine de kızınla evleneceğim!
Evlen onunla
Yine de kızınla evleneceğim!
Evlen onunla
Evet sen ne dersen de
Evlen onunla
Bir aile olacağız
Neden bu kadar kaba olmak zorundasın?
Can I have your daughter for the rest of my life? Say yes, say yes
'Cause I need to know
You say I'll never get your blessing till the day I die
Tough luck my friend but no still means no!
Hayatımın sonuna kadar kızınla olabilir miyim? Evet de, evet de
Çünkü bilmem lazım
Bana ölünceye kadar senin iznini alamayacağımı söylüyorsun
Kötü kader arkadaşım ama hayır hayır demek.
Why you gotta be so rude?
Don't you know I'm human too
Why you gotta be so rude
I'm gonna marry her anyway
Marry that girl
Marry her anyway
Marry that girl
No matter what you say
Marry that girl
And we'll be a family
Neden bu kadar kaba olmak zorundasın?
Benim de insan olduğumu bilmiyor musun?
Neden bu kadar kaba olmak zorundasın?
Yine de kızınla evleneceğim!
Evlen onunla
Yine de kızınla evleneceğim
Evlen onunla
Evet sen ne dersen de
Evlen onunla
Bir aile olacağız
Neden bu kadar kaba olmak zorundasın?

Why you gotta be so rude?
Why you gotta be so rude?
Why you gotta be so rude?
Neden bu kadar kaba olmak zorundasın?
Neden bu kadar kaba olmak zorundasın?
Neden bu kadar kaba olmak zorundasın?